Bilimsel bir çalışma, ozon kirliliğinin kanser bağlantılı ölümleri yüzde 80 artırdığını ortaya koydu. İstanbul’da da ozon kirliliğinde yüzde 10’luk artış yaşandı.
Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda ve Tayland’da yapılan bir çalışma, kısa vadeli ozon maruziyeti ile kanser türlerinden kaynaklanan ölümler arasındaki ilişkiyi inceledi. Journal of Hazardous Materials bilim dergisinde yayımlanan sonuçlara göre, ozon kirliliğindeki artış, kanser bağlantılı ölümlerde önemli bir yükselişe neden oluyor.
2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı ölümler, 2023’te yüzde 80’lik bir artışla 469 bin 860’a ulaştı. Trafik ve orman yangınlarından kaynaklanan emisyonlar, ozonla ilişkili kanser ölümlerinin başlıca nedenleri olarak belirlendi. Yıllık ozon konsantrasyonları metreküp başına trafikten 11 mikrogram, arazi yangınlarından 4,8 mikrogram ve endüstriyel faaliyetlerden 2,66 mikrogram olarak ölçüldü. Ozon konsantrasyonlarının kaynağı ülkelere göre farklılık gösterirken, Avustralya ve Brezilya’nın bazı bölgelerinde en büyük kaynak arazi yangınları oldu.
Çalışmaya göre, ozon maruziyetindeki her metreküp başına 10 mikrogramlık artış, 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84’lük bir artışla ilişkilendiriliyor. Bu artış kanser türlerine göre değişiklik gösteriyor; örneğin, karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43’lük bir yükseliş tespit edildi. Kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37’sini oluştururken, en yüksek oranlar Brezilya’da yüzde 10,8, Şili’de yüzde 6,3 ve Tayland’da yüzde 6 olarak kaydedildi.
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, ozonun sadece solunum sistemi üzerinde değil, tüm vücut üzerinde sistemik bir karsinojenik katalizör olarak etkili olduğunu belirtti. Troposferik ozonun, azot oksitler ve uçucu organik bileşiklerin fotokimyasal reaksiyonları sonucu oluşan ikincil bir kirletici olduğunu ifade eden Özdoğan, solunum seviyesindeki ozonun canlı dokular için reaktif ve tahrip edici bir molekül olduğunu vurguladı. Kronik veya tekrarlayan ozon maruziyetinin DNA hasarına, telomer kısalmasına ve genetik değişimlere yol açarak kanser ilerlemesini hızlandırdığını ekledi.
Türkiye’de ozon kirliliğinde İstanbul gibi metropollerde 2024’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 10’luk bir artış yaşandığı bilgisi paylaşıldı. Türkiye’de ozon için yasal sınır değerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerin üzerinde olduğunu belirten Özdoğan, kanser hastaları ve risk grubundaki bireyler için ozon maruziyetini en aza indirmenin tedavi başarısı ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Dış mekan aktivitelerinin kısıtlanması, hava kalitesi takibi ve iç mekan güvenliğinin önemine dikkat çekildi.
Dijital dünyada iz bırakmak için ihtiyacınız olan tüm proje geliştirme ve yazılım çözümleri Projeyap ile elinizin altında. Web tabanlı sistemlerden SaaS uygulamalarına, mobil platformlardan özel yazılım projelerine kadar geniş bir yelpazede profesyonel destek sunuyoruz.
Yorum Yap